BİRLİKTE ESKİMEK 
AMA 
EKSİLMEDEN

Koca bir yıl daha geride kaldı.
2025; kan, gözyaşı, elem ve sıkıntıyla anılacak bir yıl oldu. Dünyada ve ülkemizde ekonomik sorunlar arttı. 
Bu yıl da zengin daha zengin oldu. Emekçi, emekli, dar ve sabit gelirli bir kez daha fakirleşti. 
Ve demokrasiyi mumla arar hâle geldik.
Tek tek liste yapmanın anlamı yok; yaşadıklarımız zaten ortada.
Herkes kendi çapında iyilikler, güzellikler yaşadı ama, olumsuzluklar çok daha fazlaydı. 
Ve ne yazık ki yaşamaya da devam ediyoruz…

UMUDUNU YİTİRME 

Sararmış takvim yaprakları birer birer düşerken, yeni bir yıla yine de umutla girmeye çabalayacağız. Terörün olmadığı, ötekileştirmenin yaşanmadığı, 
İnsan haklarına ve demokrasiye sıkı sıkıya bağlı kalınan bir yıl olması umuduyla 2026’ya
Merhaba” 
demek istiyoruz...

Sürekli okuyucularım bilir; yazılarımın çoğunu 
“Mutlu ve aydınlık yarınlara” cümlesiyle bitiririm.
Bu bir umuttur.
Bir beklentidir.
Olur…
Olmaz…
Ama ben umudu her daim yeşertirim. 
Yeşermesini yeğlerim. 
Çünkü;
Umudunu yitiren bireyler ve toplumlar, geleceğe ışık tutamaz.
Unutmayalım; en zifiri karanlığın ardından bile güneş doğar ve dünyayı pırıl pırıl aydınlatır...

GÖKKUŞAĞI GÖRDÜN MÜ?

Şöyle bir durup bakalım…
Hayatta yaşadıklarımızın karşılığı gerçekte nedir?

Para mı?
Mevki mi?
Makam mı?
Hırs mı?

Bunların peşinde koşarken farkına bile varmadığımız öylesine güzellikler var ki…
Bu yıl senin için iyi geçti mi?
Sağlıklı olduğuna sevindin mi?
Sorusuna cevap arasak...
Mesela;
Hiç gün ışığıyla uyandın mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izledin?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldın?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadın?
Yeni doğmuş bir bebeğin parmağını sımsıkı tuttu mu hiç elin?
Onu kokladın mı?
Yaz gecelerinde gökyüzündeki yıldızların çokluğuna şaşırdın mı?
Kaç kez gözlerinden yaş gelinceye kadar güldün?
Hiç tek başına kalıp gökyüzüne bakarken gözlerin doldu mu?
Yaşlı bir ağaca sarıldın mı bu yıl?
Çimlere uzandığın oldu mu?
Çocukluğundan kalan bir şarkıyı bağıra bağıra söyledin mi?
Suda taş sektirdin mi?
Kaç kez kuşlara yem attın?
Bir çiçeği dalındayken kokladın mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördün?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı fark ettin mi?
Kaç mektup aldın?
Eski bir dostunu aradın mı?
Aslında mutlu olduğunu kaç kez fark ettin bu sene?
Belki de iyi bir yıl;
Böyle küçük ama gerçek anlara bağlıdır.
Yeni yılda bunları düşün…
Bir sabah mutlaka güneşin doğuşunu izle.
O muhteşem gün batımına
 tanıklık et.
Yakamozu gör.
Kışın karla kaplı beyaz örtü 
üzerinde dakikalarca yürü.
Bahar yağmurunda ıslan; 
korkma, tuz değiliz, erimeyiz.
Ve hiç düşünmeden uzanıver yemyeşil çimenlerin üzerine…
Acele et…
Çünkü er ya da geç,
çimenler de yayılacak üzerimize…

    SİLİVRİ 
Yeni yıl girişinde bu sene beni en etkileyen görüntü Silivri önünde yakılan ateş etrafında okunan şiir ve söylenen türkülerdi. 
Tüm tutsaklar anısına...
Üzüldüğüm ise yıldızlı otellerde alkol duvarını aşarak İzmir dağlarında çiçekler açtığını zannetmeye devam eden zevatların eğlence görüntüleri oldu. 
Ne diyelim herkes çapına göre davranıyor...

 SÖZ USTALARDA 
Ve yazıya noktayı iki ustanın şiiri ile koyalım...
Nazım Hikmet diyor Ki
Senelerle birlikte eskimek lazım 
Ama
Eksilmeden.
Kayıp vermeden...

Cahit Sıtkı Tarancı ise der ki
"Öyle bir yıl olsun ki;
Ne zengin fakir, 
ne sen ben farkı olsun.
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Öyle bir yıl olsun ki;
Yaşamak sevmek gibi gönülden 
olsun.
Olursa bir şikayet ölümden olsun.
O'da 
gençlerden uzak olsun"...

Mutlu ve aydınlık 
yarınlar dileğiyle…
Nice senelere