Bazı geceler vardır; takvim yapraklarından taşar, kalbin en derin yerine dokunur. Miraç gecesi işte böyle bir gecedir.
Yerin göğe, kulun Rabbine en yakın olduğu o müstesna anın hatırasıdır.
Miraç; sadece bir yolculuk değildir. Miraç, insanın iç yolculuğudur.
Karanlıktan aydınlığa, umutsuzluktan rahmete uzanan ilahi bir davettir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), en ağır imtihanların ardından, yorgun bir yürekle Rabbine sığındığı bir zamanda Miraç’a davet edilmiştir.
Taif’te taşlanan, Mekke’de dışlanan, sevdiklerini toprağa veren bir Peygamber…
İşte Miraç, O’na verilen ilahi bir tesellidir. Çünkü Allah, kulunu en çok kırıldığı yerden yükseltir.
O gece, Cebrail (a.s.) eşliğinde Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya; oradan da Sidretü’l Münteha’ya yükselen Efendimiz (s.a.v.), insanlığın onurunu da beraberinde taşımıştır.
O’nun yürüdüğü yol, sadece Peygamberlere değil, tüm ümmete açılmış bir rahmet kapısıdır.
Miraç’ta namaz emanet edilmiştir bizlere. Çünkü namaz, müminin miracıdır. Yani her secde, kulun Rabbine çıktığı bir kapıdır. Ne zaman daralsak, ne zaman yorulsak; başımızı secdeye koyduğumuzda aslında göğe yükseliriz.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ümmeti için pazarlık eden, yükümüz hafiflesin diye Rabbine niyazda bulunan bir Rahmet Elçisidir. O, sadece peygamberimiz değil; derdiyle dertlenen, gözyaşıyla dua eden, geceleri ümmeti için ağlayan bir gönül sultanıdır.
Bugün bizlere düşen, Miraç’ı sadece anlatılan bir mucize olarak değil; yaşanan bir ahlak, taşınan bir merhamet olarak görmek olmalıdır. Kırmadan, incitmeden, kibirlenmeden…
Çünkü Miraç, yükselmenin ancak kalbi arındırmakla mümkün olduğunu öğretir.
Bu mübarek gecede ellerimizi semaya kaldırırken, Efendimiz’e salât ve selam göndermeyi unutmayalım.
Çünkü O’nu anmak, kalbi yumuşatır; O’nu sevmek, insanı insan eder.
Rabbim, Miraç’ın hikmetini idrak eden kullarından eylesin bizleri.
Efendimiz’in (s.a.v.) şefaatine nail olmayı nasip etsin.
Miraç Kandilimiz mübarek olsun.
Faruk Kılınç













Yorumlar