Bir Milletin Kalbi Gönderde Dalgalanır

 

Bayrak, bu topraklarda sadece bir sembol değil; uğruna can verilen, gözyaşı dökülen ve nesilden nesile emanet edilen bir onurdur.

 Dünyada herkes bayrağını sever ama hiç kimse bizim kadar sevemez.

Bayrak dediğimiz şey, bir kumaş parçasından çok daha fazlasıdır.

 O, bir milletin hafızasıdır

. Bizim bayrağımız ise tarih boyunca yazılmış destanların, verilen mücadelenin ve ödenen bedellerin sessiz tanığıdır.

Kırmızısı; vatan uğruna toprağa düşenlerin kanıdır.

Ayı ve yıldızı; en karanlık zamanlarda bile sönmeyen umudumuzdur

. Bu yüzden bir bayrak gönderde yükselirken, aslında bir milletin başı dik durur.

Dünyanın birçok yerinde bayrak törenlerde taşınır, resmi günlerde asılır.

 Bizde ise bayrak; evin başköşesindedir, kalbin en derin yerindedir.

Bir şehidin tabutunda dalgalandığında, sadece bir veda değil, bir vefa borcudur.

Biz bayrağa bakarken geçmişimizi görürüz. Kurtuluşu, direnişi, yoktan var oluşu…

O yüzden bayrak yere düştüğünde sadece bir bez düşmez; bir milletin yüreği sızlar

. Çünkü biz bayrağı sevmeyi tarih kitaplarından değil, yaşanmışlıklardan öğrendik.

Hiçbir ülke, bayrağını bizim kadar kutsal bir emanet gibi taşımaz.

Hiçbir millet, bayrağı için bu denli sessiz ama bu denli derin bir saygı duruşuna geçmez.

 Bizim bayrak sevgimiz slogan değil; karakterdir.

Bayrak; dünün hatırası, bugünün gururu, yarının teminatıdır.
Ve evet, herkes bayrağını sever…
Ama hiç kimse bizim kadar sevemez.