Gençlerin küfür diliyle konuşması artık sıradanlaştı.

 Ancak bu durum, anne babalar için sadece bir dil sorunu değil; değerler, iletişim ve rol model eksikliğinin sessiz bir alarmı.


Sokakta, okul önlerinde, sosyal medyada gençlerin ağzından dökülen küfürler artık kimseyi şaşırtmıyor.

Ama her anne babanın içini hâlâ ürpertiyor. Çünkü mesele birkaç kelime değil; meselenin adı gelecek kaygısı.

Küfür nedir?
Çoğu zaman sanıldığı gibi başkaldırı ya da bilinçli bir saygısızlık değildir. Küfür, kendini ifade edememenin, öfkeyi yönetememenin ve duygu yoksunluğunun dışa vurumudur.

Kelime dağarcığı dar olan, dinlenmediğini düşünen genç; en kolay, en sert yolu seçer.

Asıl soru şudur: Bu dili çocuklar mı öğretti kendine?
Evde duyulan sözler, televizyonda normalleştirilen argo, sosyal medyada alkışlanan küfürlü içerikler…

 Gençler sadece gördüklerini ve duyduklarını tekrar ediyor. Büyüklerin öfkeyle ağzından çıkan bir cümle, çocuğun diline yerleşiyor.

 Sonra dönüp “Bizim çocuk neden böyle konuşuyor?” diye şaşırıyoruz.

Yasaklamak çözüm değildir.
Bağırmak, tehdit etmek hiç değildir.
Çözüm; önce ayna tutmak, sonra iletişim kurmaktır. Evde temiz bir dil kullanmadan, çocuğu gerçekten dinlemeden, ona duygu ve düşüncelerini ifade edecek kelimeler kazandırmadan bu sorun çözülmez.

Unutmayalım:
Küfür eden bir genç kötü değildir. Büyük ihtimalle derdini yanlış anlatıyordur.

 Asıl tehlike, o derdi duymayan yetişkinlerdir.

Dil bozulursa iletişim kopar, iletişim koparsa aile zayıflar.