Biz Böyle Değildik… Ne Oldu Bize?

Son günlerde çok basit olaylarda bile parlıyoruz.
En ufak bir söz, küçücük bir yanlış anlaşılma büyük kırgınlıklara dönüşüyor.
Tahammülümüz azaldı, hoşgörümüz tükenmek üzere.

Birbirimize bakışımız değişti.
Artık göz göze gelmekten kaçıyor, selamı eksik ediyor, dinlemeden yargılıyoruz.
Sanki herkesin içinde bir öfke var ve bu öfke ilk fırsatta dışarı çıkmak için bekliyor.

Oysa biz Türk insanı böyle değildik.

Biz sabrı bilirdik

Zor zamanlarda bile “idare ederiz” derdik.
Komşumuz açken tok yatmazdık.
Kırıldığımızda susar, büyüğümüzü sayar, küçüğümüzü korurduk.

Şimdi ne oldu?

Yorulduk… Çok Yorulduk

Ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygısı, belirsizlik…
İnsanlar artık sadece beden olarak değil, ruh olarak da yorgun.
Uzun süredir taşıdığımız yük, en küçük olayda taşmaya başladı.

Bu bir kabalık meselesi değil.
Bu bir tükenmişlik hâli.

Hoşgörü, kendini güvende hisseden insanın lüksüdür

Bugün birçok insan kendini güvende hissetmiyor.
Ne yarınından emin, ne sesinin duyulduğundan…
Hal böyle olunca sabır azalıyor, empati kayboluyor.

Gençlere Bir Sözüm Var

Sevgili gençler,
Bu ülkenin yükü omuzlarınıza ağır geliyor biliyorum.
Ama unutmayın, bu topraklar öfkeyle değil, dayanışmayla ayakta kaldı.

Sert olmak güçlü olmak değildir.
Bağırmak haklı olmak değildir.
Kırmak, rahatlatmaz.

Asıl güç;
anlamaya çalışmakta,
susabilmekte,
incitmeden konuşabilmektedir.

Birbirimize Dönmek Zorundayız

Biz yeniden birbirimize dönmezsek,
aynı dili konuşsak bile aynı duyguda buluşamayacağız.

Bir selamla,
bir anlayışla,
bir adım geri atarak…

Belki her şeyi düzeltemeyiz ama
birbirimizi daha fazla yormamayı seçebiliriz.

Çünkü biz böyle değildik.
Ve hâlâ öyle olmamak zorunda değiliz.