Gözden kaçırmayın
DEPREM ÖLDÜRMEZ TEDBİRSİZLİK ÖLDÜRÜR!Bugün burada sadece bir araya gelmek için değil; Afyonkarahisar’ın gerçek sorunlarını konuşmak, sahadaki tabloyu açıkça ortaya koymak için toplandık.
Müjde diliyle anlatılanlarla, Afyon’da yaşanan gerçekler arasında ciddi bir uçurum var. Biz bu uçurumu kapatmak için buradayız.
Öncelikle 6 Şubat Kahramanmaraş depreminin 3. yıldönümünde 1995 Dinar ve 2002 Çay-Sultandağı depremlerini tekrar hatırlatıyor depremde hayatını yitirenleri rahmetle anıyorum.
Dinar depreminde 90 canımızı yitirdik, 14 binden fazla bina hasar gördü.
Afyonkarahisar deprem bölgesinde, deprem her an olabilecek bir felaket. Peki biz gerçekleşecek bir sonraki depreme ne kadar hazırlıklıyız.?
Maalesef 2000 yılı öncesinde yapılan ve alüvyonlu zemin üzerine inşa edilen özellikle yüksek katlı birçok yapının acilen güçlendirilmesi ya da kentsel dönüşüme girmesi gerek.
Özellikle şehir merkezinde apartmanların altındaki dükkanların kontrol edilmesi, taşıyıcı kolonların kesilip kesilmediğinin tespiti depremde ciddi kayıpların önüne geçecektir.
Yine kırsaldaki evlerin ivedilikle kontrol edilmesi, gerekli görüldüğü hallerde yıkılması ve devlet tarafından köylümüze faizsiz kredi verilerek yeniden depreme dayanıklı bir şekilde inşa edilmesi lazım.
Deprem sonrasında vatandaşlarımızın güvenli biçimde toplanabileceği alanlar maalesef yeterli değil. Bir deprem anında insanlarımızın sığınabileceği okul, spor salonu gibi binalar ne kadar sağlam.? Hastanelerimizin ve diğer kamu binalarımızın depreme dayanıklılığı konusunda devletimiz garanti verebiliyor mu.?
6 Şubat ve sonrasında yaşadığımız acıyı ve üzüntüyü Afyon’da da yaşamamak için henüz çok geç olmadan harekete geçilmelidir.
Ekonomiye gelirsek, Ocak ayındaki ihracat sıralamasına bir bakalım.
Ege Bölgesi’nde 9 il var. Ocak ayı ihracat rakamlarına baktığımızda; İzmir 1 milyar doların üzerinde, Denizli ve Manisa yüz milyon dolarları aşmış durumda. Afyonkarahisar ise 33,7 milyon dolar ile 9 il arasında 7. sırada. Yıllardır tablo değişmiyor. Ne yukarı çıkabiliyoruz ne de aradaki farkı kapatabiliyoruz. Buna büyüme diyemezsiniz. Bu tablo, yerinde saymanın resmidir.
Ama buna rağmen AK Partili milletvekilleri çıkıyor, “Afyon şahlanıyor, Afyon ayağa kalkıyor” diyor. “Şunu yaptık, bunu yaptık” diye müjde üstüne müjde veriyorlar. Peki sahadaki gerçek ne.?
Hayır. Afyon şahlanmıyor. Afyon can çekişiyor, ayakta kalmaya çalışıyor. Çiftçi borçla üretim yapıyor, esnaf krediye ulaşamıyor, sanayici yatırım yapamıyor. Bu tabloyu müjde diliyle örtbas edemezsiniz.
Peki Afyon neden yerinde sayıyor? Çünkü Afyon’un üretim gücü ihracata yansımıyor. Çünkü Afyon’un markaları dünya pazarında hak ettiği karşılığı bulamıyor. Bunun en net örneklerinden biri mermercilik sektörüdür.
Afyonkarahisar mermerde bir dünya markasıdır. Rezerviyle, kalitesiyle, renk çeşitliliğiyle bu ülkenin en güçlü üretim merkezlerinden biridir. Ama ne yazık ki Afyon’un markası olan mermer, dünyada hak ettiği karşılığı bulamıyor. Çünkü yabancı yatırımcı Afyon’a gelmiyor. Gelmek istese bile önünü göremiyor.
Ruhsat süreçleri belirsiz, izinler yıllarca sürüyor, kurallar sık sık değişiyor, enerji maliyetleri öngörülemez hâlde. Bu tablo yatırımcıya açıkça şunu söylüyor: “Buraya gelme, burada risk al.” Üreten cezalandırılıyor, istihdam sağlayan yalnız bırakılıyor. Oysa bu sektör doğru planlansa, şeffaf ve öngörülebilir bir sistem kurulsa; Afyon kazanır, ihracat artar, Türkiye kazanır. Ama bugün üreticiyi desteklemek yerine Afyon’u ihracatta alt sıralara mahkûm eden bir anlayışla karşı karşıyayız.
Değerli arkadaşlar,
Afyonkarahisar aynı zamanda bir tarım kentidir. Ama bugün çiftçi tarlaya umutla değil, endişeyle gidiyor. Mazot pahalı, gübre pahalı, yem pahalı. Çiftçi üretiyor ama kazanmıyor. Kazanan yine üretici değil. Bugün Afyon’da çiftçi şunu söylüyor: “Ekersek zarar, ekmezsek açız.” Bu bir kader değildir. Bu tablo, yanlış tarım politikalarının sonucudur.
Bir de TARSİM meselesi var. Devlet diyor ki: “Doğal afete karşı sigorta yaptır.” Çiftçi zaten zor şartlarda, son parasını veriyor, sigortasını yaptırıyor. Ama iş afete gelince ne oluyor.?
Özellikle don olaylarında, kirazıyla vişnesiyle Afyon’daki bahçelerde bir yıllık emek bir gecede yanıp gidiyor. Ağaç ayakta ama ürün yok. Dal var ama meyve yok. Çiftçi zararını anlatmaya çalışırken raporlar, tutanaklar, oranlar arasında oyalanıyor. Ödemeler gecikiyor, eksik yapılıyor, kimi zaman “kapsam dışı” denilerek reddediliyor.
Afyonlu çiftçi haklı olarak soruyor: “Prim günü gününe alınıyor da, don vurduğunda zarar niye zamanında ödenmiyor.?” Eğer TARSİM, donla, doluyla, kuraklıkla sarsılan çiftçinin yarasını sarmayacaksa; bu sistem çiftçi için bir güvence değil, bir külfettir.
Değerli arkadaşlar,
Bir de sessiz çığlığı duyulmayan Eber Gölü’müz var. Eber Gölü sadece bir su kaynağı değildir. Eber Gölü, Afyon’un vicdanıdır. Ama bugün o vicdan kuruyor. Göl çekiliyor, sazlıklar yok oluyor, balıkçılık bitiyor, çevre köyler çaresiz bırakılıyor.
Şimdi çıkıp ne diyorlar.? “Eber Gölü yeniden nefes alıyor, su seviyesi yüzde 9 yükseldi.” Soruyorum buradan: Bu, vatandaşın aklıyla dalga geçmek değil midir.?
Kış ayındayız. Yağışın olduğu, göllerin zaten yükselişe geçtiği bir dönemdeyiz. Bu artış bir başarı değil, doğal bir mevsimsel durumdur. Asıl soru şudur: Yaz geldiğinde ne olacak.? Temmuz’da, Ağustos’ta, sulama başladığında, sıcaklar bastırdığında Eber Gölü yine çekilmeyecek mi.?
Sorun kışın birkaç puanlık yükseliş değildir. Sorun yaz aylarında gölün tamamen nefessiz kalmasıdır. Kuraklık elbette bir doğa olayıdır ama önlemsizlik bir yönetim tercihidir.
Eber Gölü’nü fotoğrafla, manşetle, yüzde hesabıyla kurtaramazsınız. Eber Gölü planla, iradeyle, ciddi bir su yönetimiyle kurtarılır. Eber Gölü’nü kaderine terk eden anlayış, yarın Afyon’un tarımını da terk eder. Biz buna sessiz kalamayız.
Ve gelelim esnafımıza…
Afyon’un esnafı sabah kepenk açıyor, akşam borçla kapatıyor. Destek lazım mı? Evet. Krediye ihtiyaç var mı? Elzem. Ama ne deniyor? “Borcu yoktur belgesi getir.” Soruyorum buradan: Borcu olmayan esnaf var mı.?
Vergi borcu, SGK borcu, BAĞ-KUR primi… Zaten bu borçlar yüzünden kredi istiyor esnaf. Borcu olana kredi vermiyorsun, kredi vermediğin için borç büyüyor. Bu bir destek sistemi değil; esnafı boğma sistemidir.
İktidar tüm bu sorunları çözmek için bakın ne yapıyor.
Adalet Bakanı Yargıtay Toplantısı vesilesiyle Afyonkarahisar’a teşrif ediyor. Hoş geldi sefalar getirdi.
Ardından da “Ticaret ve Sanayi Odasında iş dünyasıyla buluştuğu ilan ediliyor.” Ve sonrasında büyük bir yaygara koparılıyor.
Ben buradan soruyorum:
Bu ülkede ülkede hukuka olan güvenin yerlerde süründüğü bir ortamda, Adalet sistemine dair tartışmalar her geçen gün alevlenirken, kendi görevini yapıp yapmadığı sorgulanan Sayın Bakan Afyonkarahisar ekonomisine ne katkı sunacak.?
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımıza’da soruyorum;
Bu toplantıda hangi projelere karar verildi.?
Hangi yatırım için takvim belirlendi.?
Hangi sektör için somut çözüm görüşüldü.?
Afyonkarahisar kamuoyu bilmek istiyor. Toplantı yaptık demek kolay.
Sayın basın mensupları,
Değerli hemşehrilerim,
2023 genel seçimlerinde Afyonkarahisar meydanlarında ne dediler?“Muhalefet kazanırsa terörist başını çıkaracaklar” dediler. “Bunlar teröristlerle iş tutuyor” diye açık açık yalan ve iftira attılar.
Peki bugün ne oluyor.?
Bugün aynı çevreler, terörist başına “umut hakkı” tartışmasını açıyor.
Dışarı çıkarma zeminini konuşuyor.
Ama Afyonkarahisar’a gelince…
Bir anda hafızalarını kaybediyorlar.
Çünkü Afyonkarahisar halkından utanıyorlar.
Çünkü 2023’te söylediklerinin hesabını veremiyorlar.
Sanki 2023 hiç yaşanmamış gibi…
3+1 nescafe misali her gün boy boy fotoğraf,
“Şunu yaptık, bunu yaptık…”
Algı var, reklam var; ama hesap yok.
Buradan açıkça soruyorum:
Bu ülkenin bütçesi her yıl Aralık ayında yapılır.
Bir sonraki yıl o bütçe uygulanır.
Peki Mecliste Afyonkarahisar’a hangi ekstra yatırımı getirdiniz?
PTT Bölge Müdürlüğü gelecek diye oy istediniz.
Peki elimizdeki Başmüdürlük Afyon’dan giderken neredeydiniz?
Niye çıkıp bir cümle kurmadınız?
Afyonkarahisar’ın kurumu elinden giderken susanlar,
Şimdi gelip başarı hikâyesi anlatıyor.
Siz daha bir bakandan randevu alamıyorsunuz.
Ama yolda görürseniz fotoğraf çektirmeyi biliyorsunuz.
Devlet yönetmek başka, hatıra fotoğrafı biriktirmek başka!
Daha gidenlerin, yarım kalanların hesabını vermeden her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor.
2012 de açılan Zafer havalimanını onca yıl zarar ettikten sonra tamirhaneye çevirmeye karar verdiniz.
Çay-Dinar yolu on yıldır bitmeyen yılan hikayesine döndü.
Her bakan değiştiğinde tarihi değişen Ankara-İzmir yüksek Hızlı Tren projesi hala müjde katogorisinde vatandaşa sunuluyor.
Daha ne söyleyeyim iktidarınızda kapanan Seka Kağıt ve Şeker Fabrikası’nı unutmadık.
Bütün bunlar halimize yazık dedirtirken birde Sağlık skandalları ile Afyonkarahisar gündemden düşmüyor.
Üretimden yönetime kadar şehir kademe kademe geriye düşüyor ona rağmen Ankara’da hükmü olmayanlar Afyon’da boy boy poz vermeyi icraat sayıyor.
Oysa Afyonkarahisar halkı algıya değil,
Verilen sözün tutulup tutulmadığına bakar.
Biz dün de söyledik, bugün de söylüyoruz:
Afyonkarahisar’ın hakkını kim gasp ederse,
Kim bu millete yalan söylerse,
Kim iftira üzerinden siyaset yaparsa
karşısında bizi bulur.
Afyonkarahisar unutmaz.
Millet yalanı da görür, susanı da görür.
Biz Afyon’u uzaktan sevmedik. Sorunlarını raporlardan okumadık. Çiftçinin derdini tarlada dinledik, esnafın sıkıntısını çarşıda gördük, üreticinin yükünü omuz omuza yaşadık.
İYİ Parti olarak biz; çiftçiyi yalnız bırakmayacağız, esnafı borç sarmalına terk etmeyeceğiz, Eber Gölü’nü kaderine bırakmayacağız, Afyon’un emeğini sahipsiz bırakmayacağız.
Afyon için buradayız. Afyon’un hakkı için buradayız.
Sağ olun, var olun, allaha emanet olun.
Hakan Şeref OLGUN






Yorumlar
Yorum Yap