Gözden kaçırmayın
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. Ali Özkaya, yeni Whatsapp hattı hakkında bilgi verdi.
İYİ parti il başkanı Muhammet Mısırlıoğlu haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi.
Başkan Mısırlıoğlu “Afyonkarahisar’da Valiliğimiz koordinasyonunda il Emniyet müdürlüğümüz ve il Jandarma komutanlığımız tarafından yürütülen kararlı çalışmalar neticesinde suç ve suçlulara karşı etkin bir mücadele ortaya konulmaktadır. Şehrimizin huzuru, güvenliği ve kamu düzeninin sağlanması adına gece gündüz demeden görev yapan tüm güvenlik güçlerimize teşekkür ediyoruz. Suç örgütlerine, uyuşturucuya, dolandırıcılığa ve kamu düzenini bozan her türlü yasa dışı faaliyete karşı gösterilen bu kararlılık, vatandaşlarımızın güven duygusunu pekiştirmektedir . Afyonkarahisar’da hiçbir suç unsurunun karşılıksız kalmaması, hukuk devleti ilkesinin en somut göstergesidir.
İYİ parti olarak; halkımızın huzuru için görev yapan tüm güvenlik güçlerimizin yanındayız
AFYONKARAHİSAR’DA ET FİYATLARI NEDEN DURDURULAMIYOR?
Değerli basın mensupları, kıymetli Afyonkarahisarlı hemşerilerim, Afyonkarahisar’da huzur olmadan hiçbir şey olmaz. bu huzurun teminatı olan güvenlik güçlerimize verdikleri özverili hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Ancak bugün burada, şehrimizin en temel meselesini konuşmak zorundayız. Hayvancılığın başkenti neden ithal ete muhtaç?
Afyonkarahisar yıllardır Türkiye’nin en önemli hayvancılık ve et üretim merkezlerinden biri olarak anılır. İstanbul’un et ihtiyacının yüzde 25’inin Afyon’dan karşılandığı söylenir ve biz bununla gurur duyarız.
Peki bugün ne oldu?
Üretimin merkezinde olan bir şehirde ithal et konuşuluyor. Tonlarca ithal et ülkeye giriyor. Bazı illerde fiyatlar kısmen dizginlenebiliyor. Ramazan öncesi fiyat sabitleme uygulamaları yapılabiliyor.
Ama Afyonkarahisar’da ne oluyor?
Ramazana günler kala et fiyatları neredeyse iki katına çıkmış durumda.
Kıyma: 600 – 800 tl, Ramazan öncesi beklenti: 1000 tl
Bu kabul edilebilir mi?
Rakamlar ortada: 5 yılda 10 kat artış. 2021 yılında Afyon’da kıyma 65–70 tl idi. 2026 Ocak ayında 600–800 TL.
Bu ne demek?
5 yılda yaklaşık 10 kat artış demek. Aynı tablo diğer temel gıda ürünlerinde de var:
Toz şeker
2020: 25–30 tl
2026: 180–260 tl
Yaklaşık 10 kat artış.
10 kg un
2020: 120–150 tl
2026: 850–1100 tl
9 katın üzerinde artış.
5 kg ayçiçek yağı
2020: 48–60 tl
2026: 400–500 tl
Yaklaşık 8–10 kat artış.
12 kg mutfak tüpü
2020: 250–350 tl
2026: 1100–1250 tl
Yaklaşık 6 kat artış. Şimdi soruyoruz: Vatandaşın geliri 10 kat arttı mı?
İthal et sorusu: şeffaflık nerede?
Buradan açık ve net soruyoruz: Afyonkarahisar’a gelen ithal et miktarı kaç tondur?
Bu etler hangi kriterlere göre dağıtılmaktadır? hangi işletmelere hangi oranlarda verilmektedir? Perakende piyasaya ne kadar yansıtılmıştır? Fiyatlara neden etkisi görülmemektedir?
Bu soruların muhatabı: Afyonkarahisar ticaret borsası. Afyonkarahisar kasaplar ve sucukçular odası. Eğer ithal et geliyorsa ama fiyat düşmüyorsa; ya planlama sorunu vardır, ya denetim sorunu vardır, ya da şeffaflık sorunu vardır. Vatandaşın cebine yansımayan hiçbir uygulamanın anlamı yoktur. Afyon üretiyor ama kazanamıyor. Afyon; patates üretiyor, şeker pancarı üretiyor, buğday, arpa üretiyor, haşhaş üretiyor. Sandıklı ve merkezde topraksız tarım domates üretiminde Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri. Ama çiftçinin en büyük gideri ne?
Akaryakıt. Mazot pahalıysa üretim pahalıdır. Gübre pahalıysa üretim pahalıdır. Yem pahalıysa et pahalıdır. Üretim merkezinde fiyatların kontrolden çıkması kader değildir. Ramazan sofrası küçülüyorsa bunun hesabı sorulmalıdır. Biz üreticinin kazanmasına karşı değiliz. esnafın ayakta kalmasına karşı değiliz..
Ama vatandaşın sırtına yük bindirilmesine sessiz kalamayız.
Afyonkarahisar hayvancılığın merkezidir.
Bu şehirde et fiyatlarının uçması kader değildir. Şeffaflık istiyoruz. Açıklama istiyoruz. Rakam istiyoruz. İthal etten kimlerin faydalandığını kamuoyu bilmek zorundadır. Afyonkarahisar’da ramazan sofrası küçülüyorsa, bunun hesabı sorulmalıdır. Bu tablo ekonomik değil, sosyal çöküş tablosudur.
Değerli basın mensupları, kıymetli hemşerilerim, kusura bakmasınlar, bir insanın refahını sağlayamıyorsanız, huzurunu koruyamıyorsanız, sağlığını güvence altına alamıyorsanız, sosyal devlet olma iddianızı kaybetmişsiniz demektir.
Pandemide en ağır ekonomik kaybı yaşayan ülkeler arasına girdik. şimdi savaşta olan bir ülkenin para birimiyle kıyaslanır hale geldik. Ukrayna örneği bir övgü değil, bir uyarıdır. Ukrayna dört yıldır savaş koşullarında. altyapısı zarar görmüş. milyonlarca vatandaşı göç etmiş. Ama Şubat 2026 verilerine göre: 1 Türk lirası ≈ 0.98 grivna, 1 grivna 1.02 tl, 1 dolar = 43.64 tl, 1 dolar = 42.83 Grivna. Bu ne demek?
Dolar karşısında Türk lirası, savaş içindeki Ukrayna para biriminden daha zayıf. bu bir kur kıyaslaması değildir. bu bir güven kıyaslamasıdır. bir ülkenin para birimi; sadece merkez bankası politikasıyla değil, hukuk güvenliğiyle, öngörülebilirlikle, rasyonel ekonomi yönetimiyle değer kazanır.
Türkiye savaşta değil. genç nüfusu var. Üretim kapasitesi var. Stratejik coğrafi avantajı var. Buna rağmen TL’nim bu noktaya gelmesi yapısal sorunların açık göstergesidir.
Nüfus artışı alarm veriyor
Değerli hemşerilerim, Türkiye’de nüfus artış hızı artık yüzde değil, binde seviyelerinde konuşuluyor. Bu istatistik değil, demografik alarmdır. Doğurganlık düşüyor. Genç nüfus oranı geriliyor. Çalışan nüfusun yükü artıyor. Yaşlanan toplum gerçeği hızlanıyor. Genç nüfus azalırsa üretim azalır. Üretim azalırsa büyüme yavaşlar. büyüme yavaşlarsa refah düşer. Gençler evlenemiyor, hayal kuramıyor
Bugün bir düğün maliyeti 2 – 2,5 milyon tl. 28 bin tl asgari ücretle çalışan bir gencin bu yükün altından kalkması mümkün mü? Gençler: ev alma hayali kuramıyor. araba hayali kuramıyor. Tatil hayali kuramıyor. çocuk sahibi olmayı erteliyor. Devlet 5 bin tl doğum yardımı vererek nüfus politikasını çözdüğünü zannediyor. 5 bin tl ile bir bebeğin bir aylık bez ihtiyacı bile karşılanamaz. Gençler çocuk yapmaktan değil, geçinememekten korkuyor. Barınma krizi: sosyal çöküşün merkezidir. bugün ortalama kira 20–25 bin tl. asgari ücret: 28 bin tene düşük emekli maaşı: 20 bin tl Bu tablo barınma krizidir. Bu tablo aile krizidir. Boşanma oranları yüzde 30’ları aşmış durumda. Yuvalar ekonomik sebeplerle dağılıyor. İki asgari ücretli genç, evlenmeyi ancak “maaşları birleştirerek” düşünüyor. Bu sosyal bir vakadır. Bunu dile getirmek zorundayız.
Tarım ve küçük esnaf çıkmazda
BAĞ-KUR’unu yatıramayan esnaf var. Tarlasında üretim yapıp borcunu ödeyemeyen çiftçi var. günlük yevmiyeyle çalışan, sigortasız insanlar var. Bu kriz 86 milyonun tamamını etkiliyor. kimi az, kimi çok etkileniyor. ama etkilendiğimiz bir gerçek.
Afyonkarahisar gerçeği
Ben iddia ediyorum: Afyonkarahisar, Ege Bölgesi’nin en çok sosyal sıkıntı yaşayan illerinden biridir. İnsanımız perişan. Gençler gelecekten umutsuz. Aileler mahcup. babalar çocuklarının harçlığını fısıldayarak veriyor. Bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Ama bunun için; rasyonel ekonomi politikası, hukuk güvenliği, üretim odaklı kalkınma, gerçek sosyal devlet anlayışı gerekir.
Değerli basın mensupları, kıymetli Afyonkarahisarlı hemşerilerim, yönettiğini sanıp da yönetemeyenler utansın! 25 yıldır bu şehir size ne vermedi? Kurulduğunuz günden bu yana Afyonkarahisar desteğini esirgemedi. üç milletvekilini bu şehrin oylarıyla Ankara’ya gönderdiniz. peki sonra ne oldu?
Ankara’ya gittiniz…
Afyon’u unuttunuz. sanayiye giremiyorsunuz. Pazara çıkamıyorsunuz. Hayvan borsasına gidemiyorsunuz. Yetiştiricinin yanına yaklaşamıyorsunuz. Ambar yolunda esnafın gözünün içine bakamıyorsunuz.
çıkardığınız yasalarla; vergi borcu olan, sigorta prim borcu olan, BAĞ-KUR borcu olan esnaf bankadan kredi alamıyor. Sonra çıkıp “her şey yolunda” diyorsunuz.
Kış çıkmayacak böyle. Aileler çökecek. Yuvalar yıkılacak maalesef. Acil ekonomik destek şart
Önlem alınmalıdır. esnafa can suyu verilmelidir. asgari ücretliye bu kışı çıkaracak destek paketleri açıklanmalıdır. Küçük esnafın borçları faizsiz ertelenmelidir. Krediler yapılandırılmalıdır. Kim keyfinden kredi çekiyor? hangi insan evinin kapısına icra gelmesinden mutlu olur? bugün önlem alınmazsa yarının ekonomik yükü çok daha ağır olacaktır.
Asıl beka meselesi: genç nüfus
Bir ülkenin en büyük gücü genç nüfusudur. Genç nüfus azalırsa: sosyal güvenlik sistemi zorlanır emekli-çalışan dengesi bozulur. Üretim kapasitesi daralır. Stratejik güç zayıflar. Bu mesele siyaset üstüdür. Bu bir beka meselesidir. Gençler istikbalini başka ülkelerde arıyor. Türk gençliği yurt dışına gitmenin yollarını arıyor.
Neden? Çünkü burada hayal kuramıyor. Ev alamıyor. Araba alamıyor. Evlenemiyor. Çocuk yapmaya cesaret edemiyor. nüfus artış hızının yüzdelik oranlardan binde seviyelere düşmesi sıradan bir veri değildir. Bu yapısal alarmdır. Türkiye artık pansuman tedbirlerle değil, uzun vadeli demografik stratejiyle hareket etmelidir.
Ulaşım krizi: ilçeden merkeze gelmek lüks oldu
bakın size somut bir örnek:
Emirdağ – afyon arası 73 kilometre. Bir kişi gidiş dönüş yaklaşık 500 + 500 tl. karı koca gelse 1000 tl sadece yol. şehir içi ulaşım, yemek, diğer giderler derken 2000–3000 tl olmadan Afyon’a gelmek mümkün değil. bu tablo sadece Emirdağ’a özgü değil. Bolvadin, Sandıklı. Çay, İhsaniye. Bütün ilçelerde benzer sıkıntılar var. toplu taşıma artık lüks değil, ihtiyaçtır. Bu fiyatlar denetime tabi tutulmalıdır. Belediyeler alternatif ulaşım modelleri geliştirmelidir. kooperatifler ve taşımacılık şirketleriyle yeniden fiyat politikası oluşturulmalıdır. Vatandaş hastaneye gelmeyi düşünürken yol parasını hesaplıyorsa orada sosyal problem vardır. Aracın var ama kullanamıyorsun, sigorta 20–25 bin tl. kasko ayrı. bandrol ayrı. piyasada dolaşan araçların önemli kısmında haciz, rehin, yakalama kararı var. insanlar ilçede arabasını kullanıyor ama merkeze gelemiyor. çevirmede bağlanma korkusu yaşıyor. bu sosyal patlamadır.
KIYAFET ÜZERİNDEN SİYASETE HAYIR
Son günlerde bir belediye başkanının başörtüsü ve yaşam tarzı üzerinden hedef alınması kabul edilemez. Bir kişinin inancı ve kıyafeti siyaset malzemesi yapılamaz. genel başkanımız sayın Müsavat Dervişoğlu açıkça ifade etmiştir: Türkiye artık kılık kıyafet tartışmalarını geride bırakmalıdır. Başörtülü ya da başörtüsüz; bir belediye başkanının değerlendirme kriteri: hizmeti, liyakati, şeffaflığıdır. bu konuda partimizin tavrı nettir. Toplumu ayrıştıran değil, birleştiren siyaset anlayışını savunuyoruz. İnançlara saygısızlık eden ilgili kişi hakkında disiplin süreci işletilmiş ve ihraç edilmiştir.
Genel başkanımız
Müsavat Dervişoğlu’nun kamuoyuna yaptığı açıklama, İYİ Parti’nin siyaset anlayışını açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Genel başkanımızın ifadeleriyle; “hiç kimse bizi kendisiyle kıyaslamasın. Çok şükür ne düştük ne öldük. Evladını kaybetmiş anaları meydanlarda yuhalatmadık. Genç kızların kıyafetine karışıp namuslarına dil uzatmadık. Kimseye ‘sürtük’ demedik.
Mitinglerde Kur’an-ı kerim sallamadık. Şehit tabutunu kürsü diye kullanmadık. Bayrağı indirtmedik, şehidi gücendirmedik. Şehit anasının da bedduasını almadık. Bir kadına yapılan hakaretin cezasını onu kapı dışarı ederek gösterdik.
Şimdi onlardan bekliyoruz; Mustafa Kemal Atatürk’ün mübarek annesine hakaret edenlere ne yapacaklar göreceğiz.” bu sözler; siyasette ahlakın, devlet ciddiyetinin, toplumsal saygının, milli ve manevi değerlere bağlılığın altını çizen bir duruştur.
İYİ parti; acı üzerinden siyaset yapmaz. Kutsal değerleri siyasi propaganda malzemesi yapmaz. Kadınlara yönelik hakarete sessiz kalmaz. Şehidin aziz hatırasını istismar etmez. Bizim siyaset anlayışımız;
birleştiren, saygıyı esas alan, milletin değerlerini koruyan bir anlayıştır. Ayrıca, Zübeyde Hanım’a yönelik yapılan hadsiz ve ahlak dışı ifadeler, yalnızca bir şahsa değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine yöneltilmiş bir saldırıdır.
Bu konuda tavrımız nettir: Atatürk’e, ailesine ve Cumhuriyet’in kurucu iradesine yönelik hakaretler asla kabul edilemez. Siyaset; hakaretle değil, fikirle yapılır. Kutuplaştırarak değil, milletle yapılır. İYİ Parti’nin duruşu açıktır ve nettir. Bu ülke büyük bir ekonomik ve sosyal krizden geçiyor. Ama bu tablo kader değildir. Doğru ekonomi politikalarıyla, hukuk güvenliğiyle, üretim odaklı kalkınmayla, gerçek sosyal devlet anlayışıyla bu tablo değiştirilebilir. Biz bağırmaya devam edeceğiz. Kulaklarımız patlayıncaya kadar söylemeye devam edeceğiz. Çünkü mesele siyaset değil, mesele Afyonkarahisar’ın ve Türkiye’nin geleceğidir.




Yorumlar
Yorum Yap