Plastik Hayatlar, Hareketsiz Çocuklar

Bir apartman dairesine sıkışan hayatımızın en büyük mağdurları aslında çocuklar.

Beton blokların arasında, gökyüzünü yalnızca pencere aralıklarından görebilen, ayaklarının toprağa değmediği, ağaca yaslanamadığı bir nesil yetişiyor.

Eskiden sokaklarda yankılanan top sesleri, ip atlayan kızların kahkahaları, misketlerin çıkardığı çıtırtılar vardı.

Çocuk dediğin; koşarak düşer, dizini yaralar, ağlar ama ertesi gün yeniden oyuna devam ederdi.

Şimdi ise tabletin başında saatlerce kıpırdamadan oturan, gözleri ekrana kilitlenmiş, refleksleri tuşlara hapsedilmiş bir kuşak var karşımızda.

Apartman hayatı, insana konfor sunduğu kadar doğadan da koparıyor.

 Plastik oyuncaklarla büyüyen çocuk, gerçek ağacı tanımıyor; çiçeğe dokunmadan, kuşa yaklaşmadan büyüyor.

 Çocukluğun en doğal hakkı olan oyun bile artık yapay ekranların içine sıkıştırılmış durumda.

Oysa bilim insanları yıllardır uyarıyor:

Çocukların gelişim çağında harekete, koşmaya, terlemeye, düşüp kalkmaya ihtiyacı var

. Aksi halde hem fiziksel hem de ruhsal sağlık sorunları kaçınılmaz oluyor.

Asıl mesele, şehirlerin çocuklara alan bırakmaması.

Parklar ya imara kurban ediliyor ya da apartmanların arasında sıkışıp kalıyor.

Oyun alanı bulamayan çocuk, mecburen ekrana yöneliyor.

Bugün “sessiz” görünen apartmanlarımızın duvarları, aslında kahkahası kısılmış, hayalleri daralmış çocuk sesleriyle yankılanıyor. Eğer bu gidişatı değiştirmezsek, gelecekte sağlıklı bireylerden değil, dijital bağımlılıklar içinde kaybolmuş nesillerden söz edeceğiz.


Peki ne yapmalı?

  • Belediyeler, sadece binalara değil çocuklara da yer açmalı.

  • Her mahallede güvenli, ulaşılabilir park ve oyun alanları oluşturulmalı.

  • Okullar, çocukları sadece sınıfa hapsetmek yerine spor ve doğa aktivitelerini müfredata dahil etmeli.

  • Aileler, çocuklarını ekranın başında “oyalamak” yerine birlikte dışarı çıkıp oyun oynamalı, doğayla temas etmelerine fırsat tanımalı.

  • Site yönetimleri bile ortak bahçelerini betonlaştırmak yerine çocuklara nefes olacak küçük oyun alanları tasarlayabilir.

Unutmayalım; çocukların ihtiyacı pahalı tabletler değil, temiz hava ve özgürce koşabilecekleri bir sokaktır.

Çocukluğun gerçek adresi dört duvar değil, toprağın üstü, ağacın yanı, sokağın ta kendisidir.