Gözden kaçırmayın
Afyonkarahisar Cezaevi’nde tutulan İpek Elif Atayman’ı ziyaret
İYİ parti Afyonkarahisar il başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.
7–14 Ocak tarihleri arasında idrak edilen beyaz baston haftası, görme engelli bireylerin toplumsal yaşamda eşit, bağımsız ve güvenli bir şekilde yer alabilme hakkına dikkat çekmek adına önemli bir farkındalık haftasıdır. Beyaz baston; yalnızca bir yardımcı araç değil, özgürlüğün, bağımsızlığın ve güvenli hareket etmenin simgesidir.
Görme engelli vatandaşlarımızın karşılaştığı sorunların başında; erişilebilir olmayan kaldırımlar, hatalı park edilen araçlar, yetersiz sesli uyarı sistemleri ve toplumsal duyarsızlık gelmektedir. Oysa engeller, bireylerin değil; düzenlemelerin ve bakış açılarının eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Toplum olarak hepimize düşen görev; Kaldırım, yaya yolu ve ortak kullanım alanlarını erişilebilir hale getirmek, Beyaz baston kullanan bireylere karşı saygılı ve bilinçli davranmak,Yerel yönetimler ve kamu kurumları başta olmak üzere tüm yetkilileri erişilebilirlik standartlarını eksiksiz uygulamaya davet etmektir.
Unutulmamalıdır ki, engelsiz bir şehir, sadece engelli bireyler için değil; yaşlılar, çocuklar ve tüm yurttaşlar için daha yaşanabilir bir şehir demektir. Beyaz baston haftası vesilesiyle, görme engelli vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyor; eşitlik, empati ve insan onuruna yakışır bir yaşam için herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz
Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan basın; halkın doğru, tarafsız ve zamanında bilgiye ulaşmasının en temel güvencesidir.
Kamuoyunun vicdanı olma sorumluluğunu taşıyan gazetecilerimiz, her türlü zorluğa rağmen büyük bir özveriyle görev yapmaktadır.
Toplumu aydınlatmak adına gece gündüz demeden çalışan, kimi zaman baskılara, kimi zaman ekonomik zorluklara rağmen mesleki onurundan ödün vermeyen basın emekçileri; sadece haber yapan değil, aynı zamanda demokrasiyi ayakta tutan önemli bir güçtür. Özgür basın yoksa, özgür toplumdan da söz edilemez.
Ne yazık ki günümüzde gazetecilik mesleği; sansür, oto-sansür, iş güvencesizliği ve ekonomik baskılarla karşı karşıyadır. Basının susturulduğu, gazetecilerin cezalandırıldığı bir ortamda gerçeklerin üzeri örtülür, kamu yararı zarar görür. İyi parti olarak, her koşulda basın özgürlüğünü, ifade hürriyetini ve gazetecilerin mesleki haklarını savunmaya devam edeceğiz.
Yerel basın ise şehirlerin hafızasıdır. Afyonkarahisar’da görev yapan yerel basın mensuplarımız, kentin sorunlarını gündeme taşıyarak, halkın sesi olma görevini büyük bir sorumlulukla yerine getirmektedir. Bu emek ve çaba her türlü takdirin üzerindedir.
Bu vesileyle; kalemini satmayan, doğruluktan ve halkın haber alma hakkından yana tavır alan tüm basın emekçilerinin 10 Ocak çalışan gazeteciler günü’nü kutluyor, görevleri başında hayatını kaybeden basın mensuplarını rahmetle anıyor; tüm gazetecilere sağlık, başarı ve kolaylıklar diliyorum.
Basın özgür ise toplum güçlüdür
Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hadsiz paylaşımlar da, Türkiye Cumhuriyeti’ni itibarsızlaştırma girişimleri de kabul edilemez
Bir Yunan gazetecinin, sosyal medya üzerinden yaptığı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı doğrudan hedef alan, Türkiye Cumhuriyeti’ni itibarsızlaştırmayı amaçlayan ve açıkça provokasyon içeren paylaşımı, ifade özgürlüğüyle açıklanamayacak kadar saygısız ve hadsizdir.
Bu tür içerikler gazetecilik değil, algı operasyonu ve siyasi kışkırtmadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş cumhurbaşkanıdır.
Bu makama ve temsil ettiği millet iradesine yönelik her türlü ima, benzetme ve montajlı kurgu; yalnızca bir kişiyi değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hedef almaktadır. Hiçbir yabancı gazeteci, Türkiye’nin iç siyaseti üzerinden hakaret, küçümseme ve itibarsızlaştırma dili kullanma hakkına sahip değildir.
Öte yandan şunu da açıkça belirtmek gerekir ki; içeride kullanılan özensiz, ayrıştırıcı ve cumhuriyet’in anlamını zedeleyen söylemler, dışarıdan gelen bu tür hadsiz açıklamalara zemin hazırlamaktadır. Cumhuriyet’i tartışmalı hale getiren her dil, farkında olarak ya da olmayarak Türkiye’ye karşı yürütülen algı savaşlarına hizmet eder.
İyi parti olarak net bir duruşumuz vardır:
Türkiye Cumhuriyeti’nin onuru, itibarı ve egemenliği hiçbir yabancı kalemin konusu değildir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bu seviyesiz saldırılar, milletimizin ortak iradesine yapılmış bir saygısızlıktır.
Cumhuriyet, kişilere, dönemsel siyasi hesaplara ya da dış basının kurgularına kurban edilemez.
Bir kez daha vurguluyoruz:
Cumhuriyet bizim kırmızı çizgimizdir.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Türkiye cumhuriyeti, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır
MİLLETİN AKLIYLA ALENEN DALGA GEÇİYORLAR.
Mısırlıoğlu, "Yılın 12'nci ayında hem emeklilerimizi hem asgari ücretlilerimizi hem esnafımızı yani 86 milyonun içinde toplumun yüzde 80'ini ilgilendiren ekonomik verilere baktığımız zaman, toplumumuzun çoğu gerçekten yoksulluk sınırının altında bir gelir düzeyinde. TÜİK verilerine göre yoksulluk sınırı 100 bin liraya dayandı. Toplumun yüzde 80'i, 100 bin lira gelire sahip değil. Onun için de on ikinci ayın başıyla birlikte hükümetin bakanları komisyonlar toplanıyor, karar almaya çalışıyorlar, görüşüyorlar, konuşuyorlar ama dağ durmadan fare doğuruyor.Nasıl asgari ücrette yüzde yapılan zamla yüzde oranında enflasyonla örtüşmediği gibi Türkiye'deki diğer ürünlerde de örtüşmeyen zam geldi Mesela bir poşet elli kuruş alınıyordu. Bir Ocak itibariyle bir liradan satılmaya başlandı. Ya poşet düşünün. Bir poşete bile yüzde yüz zam yapan bir iktidar ama kendi emeklisine, asgari ücretlisine dar gelirlisine yüzde 12 ile yüzde 18 arasında bir zammı uygun görüyor. Toplumun yüzde 80'inin bir poşet kadar mı değeri yok sizin yanınızda?
Emekliyi açlığa mahkûm edip, “Haziran’a bakarız” diyerek bu ülkenin insanını küçümsüyor, alın teriyle, emeğiyle, onuruyla açıkça alay ediyorlar. bu, basit bir ekonomi hatası değil; halkı hiçe sayan bir yönetim anlayışının itirafıdır.
Afyonkarahisar’da gerçekler sokaktadır, pazardadır, kiralık ev ilanlarındadır.
bugün Afyon’da ortalama bir evin kirası emekli maaşını aşmış durumdadır.
Pazara çıkan emekli artık kilo hesabı yapamıyor; domatesi tane ile, peyniri gramla, eti ise sadece uzaktan görüyor.
En düşük emekli maaşıyla bu şehirde yaşamak mümkün değildir.
Bu tabloya rağmen iktidarın çözüm olarak aylar sonrasını işaret etmesi;
emekliye “biraz daha dayan”,
yoksula “biraz daha sus”,
millete ise “aklınızı hafife alıyoruz” demekten başka bir anlam taşımamaktadır.
Soruyoruz:
Bugün geçinemeyen emekli Haziran’a kadar ne yiyecek?
Kirasını mı ödeyecek, ilacını mı alacak, yoksa pazardan eli boş mu dönecek?
bu sorulara cevap vermeyenler, tarih vererek sorumluluktan kaçamaz.
bu yaşananlar bir kader değil, bilinçli bir tercihtir.
Emekliyi enflasyona ezdiren, gelirini eriten, alım gücünü yok eden bu anlayış;
şimdi de milletin sabrını test etmeye kalkmaktadır.
Ama bilinsin ki bu milletin sabrı tükenmiştir.
İYİ parti Afyonkarahisar il başkanlığı olarak açıkça ifade ediyoruz:
En düşük emekli maaşı derhal insanca yaşam seviyesine çıkarılmalıdır.
Emekli maaşları, gerçek enflasyon ve yerel yaşam maliyetleri esas alınarak yeniden düzenlenmelidir.
Emekliyi oyalayan değil, koruyan kalıcı bir sistem acilen hayata geçirilmelidir.
Emekli bu ülkenin yükü değil, onurudur.
Milletin aklıyla dalga geçen, emekliyi pazarda ezdiren bu anlayışı kabul etmiyoruz.
Bu halk unutmaz.
Bu emekli susmaz.
Bu adaletsiz düzen değişene kadar biz de susmayacağız.
Gökçe toki skandalı: 1250 konuttan 600’ü bile teslim edilemedi, teslim edilenler de yarım yamalak!
Gökçe TOKİ konutları, AKP iktidarının yıllardır dilinden düşürmediği “sosyal konut” söyleminin gerçekte nasıl bir mağduriyet zincirine dönüştüğünün açık bir örneği haline gelmiştir.
2019–2020 yıllarında hak sahibi olan yüzlerce vatandaş, aradan 6 yıla yakın süre geçmesine rağmen hâlâ evine kavuşamamıştır. Toplam 1250 konuttan yalnızca yaklaşık 600’ü teslim edilebilmiş, o konutlar da ayıplı, kusurlu ve yaşanamaz durumda vatandaşlara dayatılmıştır.
Arsa sorunu ve bürokratik gerekçeler yıllarca bahane edilmiş; ancak gelinen noktada ne gecikmenin ne de ortaya çıkan rezaletin makul bir açıklaması kalmamıştır.
Teslim edilen evler ev değil, ayıplı maldır!
Teslim edilen konutlarda vatandaşlara,
“eksikler bir ay içinde giderilecek, yılbaşından sonra sorunsuz şekilde oturacaksınız” denilmiştir.
Ancak bu sözler tam anlamıyla aldatmacadan ibaret çıkmıştır.
Bugün Gökçe TOKİ’de yaşanan tablo şudur:
Duvarlarda kabaran boyalar, şişmiş, yerinden kalkmış laminant parkeler, hatalı ve kesilmiş pvc doğramalar, radyatör altlarında büzülen, kırılan borular, oluk ağızları açık bırakıldığı için binalara sızan yağmur suları,mutfak, banyo ve wc giderlerinde su sızdırmaları, daireleri ve bodrumları basan su baskınları, vatandaşın cebinden çıkan binlerce liralık maddi zarar.
bu tablo, açıkça bir kamu projesi ayıbıdır.
Hem kira hem TOKİ taksidi: bu mu sosyal devlet?
Birçok hak sahibi, daha fazla mağdur olmamak için; aynı anda hem kira hem TOKİ taksidi ödemek zorunda kalmış, mecburen kusurlu evlere taşınmış, can ve mal güvenliği riski altında yaşamaya itilmiştir. Üstelik tüm bu ayıplara rağmen, henüz tam anlamıyla oturulamaz durumdaki sitelerde yüksek aidat talepleri de ayrı bir mağduriyet kalemi olarak vatandaşın önüne konmuştur.
Sorumlu kimdir? toki ve ak parti bu tablonun neresindedir?
Bu noktada soruyoruz:
Bu konutları bu halde teslim eden toki nerede?
Denetim görevini yapmayanlar kim?
Yüklenici firmaya bu ayıplı teslimler karşısında neden yaptırım uygulanmamaktadır?
Vatandaşın yıllarını alan bu mağduriyetin siyasi sorumlusu olan ak parti, Afyonkarahisar kamuoyuna neden tek kelime açıklama yapmamaktadır?
Bu bir inşaat değil, ihmal ve vurdumduymazlık skandalıdır
Gökçe TOKİ’de yaşananlar artık teknik bir aksaklık değil; yönetim zafiyetidir, denetimsizliktir, vatandaşın kaderine terk edilmesidir. Buradan açık ve net çağrımızdır:
Tüm kusurlar eksiksiz ve derhal giderilmelidir, ayıplı daireler için hak sahiplerinden hiçbir bedel talep edilmemelidir, yüklenici firma hakkında idari ve hukuki işlem başlatılmalıdır,
TOKİ ve siyasi sorumlular, Afyonkarahisar halkına açık ve şeffaf bir açıklama yapmak zorundadır.
Bu konunun takipçisi olacağımızı, Gökçe TOKİ sakinlerinin sesi olmaktan geri durmayacağımızı ve bu mağduriyet giderilene kadar susmayacağımızı ilan ediyoruz.







Yorumlar
Yorum Yap